"MUSTAFA KEMAL CUMHURİYETİ BİTTİ"
Bugün artık M. Kemal'in cumhuriyeti bitmiştir, ılımlı İslam dönemi
başlamıştır. Bu Baykal eliyle yapılmıştır. Boşuna güdümlü demokrasi tabirini
kullanmıyorum. AKP İslam'ı kullanarak işbirlikçi Kürtlerle, siyasal İslam'ı
geliştirerek cumhuriyeti bugünkü haline getirdi. CHP'nin ülkücülerden daha koyu
faşizan ulus-devleti savunan Kızılelmacı çizgisiyle AKP'nin siyasal İslam
çizgisi arasında tercihe zorlanıyoruz. Demokratik Cumhuriyet seçeneğinin yeniden
ciddi biçimde tartışmaya açılmasının gereğine inanıyorum.
'Bugün artık M. Kemal'in cumhuriyeti bitmiştir, Ilımlı İslam dönemi
başlamıştır' diyen Öcalan, şunları söyledi: 'Bunun böyle olmasında Baykal'ın çok
büyük günahı vardır. Ordudan da bir kesimin katkısı oldu buna. Baykal Kemalizmin
sol-demokrat yorumunu yaparak güncelleştirebilseydi bunun önüne geçebilirdi
ancak ulusalcı-faşist söyleminde direndi ve bugünkü gelişmelerin önünü açtı.
Baskın Oran gibi Kemalistleri bu yüzden sık sık anıyorum. Onların gerçek
Kemalistler olduğunu ve bu tehlikeyi görmesi gerektiğini düşünüyorum. Baskın
Oran iyi bir hocadır, demokrattır ama tehlikeyi tam olarak göremiyorlar. Bu
sadece Kürtlerle ilgili değil. Ben de başında siyasal İslam'ı önemsemedim. Bir
dönem gençliğimde lise çağlarımda içlerinde yer aldım, daha sonra sosyalizm
düşüncesiyle tanıştım, ideolojilerinin tehlikesini göremedim, bir avuç softa
deyip geçtim ama yanıldığımı sonra anladım. Bunlar öyle çok basit değil, çok
planlı, kapsamlı çalışıyorlar. Son derece acımasızlar. Özellikle İran'a
dayananlar. İran'ın komplocu geleneği çok eskidir ve meşhurdur. Bana İran'ın
komplocu geleneğini Iraklı Kürtler anlatmıştı. Bilindiği gibi Büyük Selçuklu
Veziri Nizamülmülk dini kisve altında bir Haşhaşinin elini öpme bahanesiyle
yanına yaklaşıp, çorabından çıkardığı hançeri saplamasıyla öldürülmüştür. Ben de
benzer bir anımı anlatayım: Beni Suriye'de görmeye gelen bir İranlı ile aynı
odadaydık. Elbiselerini almak için arkamda duran valizinin başına gidince bu
olayı hatırladım ve yönümü İranlıya döndüm. Adam benim bunu yaptığımı görünce
şaşırmıştı. Hizbullah da aynı yöntemleri uyguluyordu; normal sizin gibi
kıyafetler giyip, hiç belli etmeden arkadan yaklaşıp gariban yurtsever
insanlarımızı katletmedi mi! Danıştay baskınını yapan Alpaslan Arslan ifadesinde
'Cumhuriyet Gazetesi'ne bomba attım, Cumhurbaşkanı'nı da vuracaktım' diyor, adam
rahat rahat konuşuyor. Öyle sabukluyor diye düşünmeyin, söylediklerinde
gerçeklik payı vardır. Bu adamların gözü karadır, arkaları da boş değildir.
Radikal İslam falan diyorlar ama bunlar siyasal İslam'dan bağımsız değil.'
"AKP'NİN ÖNÜNÜ BAYKAL AÇTI"
"Boşuna güdümlü demokrasi tabirini kullanmıyorum. Türkiye'de CHP ve MHP,
devlet bürokrasisinin de bir kesimini yanına alarak faşizme varan bir
ulus-devletçilik geliştiriyorlar. Kürtleri tamamen dışlayan, Kürtlere hiç yer
vermeyen bir duruşları var. AKP ise İslam'ı kullanarak işbirlikçi Kürtlerle,
işte bu yukarıda bahsettiğim Kürtlerle, siyasal İslam'ı geliştirerek cumhuriyeti
bugünkü haline getirdi. CHP'nin ülkücülerden daha koyu faşizan ulus-devleti
savunan Kızılelmacı çizgisiyle AKP'nin siyasal İslam çizgisi arasında tercihe
zorlanıyoruz. Sadece Kürtler için söylemiyorum. Bu iki çizginin dışında
Demokratik Cumhuriyet'in benim çizgim olduğunu belirtiyorum. Türkiye iki çizgi
arasında, AKP ve CHP çizgileri arasında seçim yapmak zorunda değil, Demokratik
Cumhuriyet seçeneğinin yeniden ciddi biçimde tartışmaya açılmasının gereğine
inanıyorum. Demokratik Cumhuriyet üniter yapıyla da, sınırlarla da çelişmiyor.
Bu söylediğim Kemalizm ile de çelişmiyor. M. Kemal cumhuriyeti kurmuştur,
otoriter cumhuriyetten demokratik cumhuriyete geçişi sağlamak gerekiyor. Benim
söylediğim de otoriter cumhuriyetten demokratik cumhuriyete geçiştir."
"AKP, CUMHURİYETİN BÜTÜN KAZANIMLARINI TEHDİT EDİYOR"
"Şu an AKP'nin duruşu cumhuriyetin bütün kazanımlarını tehdit etmektedir;
Atatürk'ün cumhuriyeti demokratik cumhuriyete dönüştürüleceğine siyasal İslam'a
teslim edilmiştir. Bunu açıklıkla söylüyorum ve bu Baykal eliyle yapılmıştır.
Baykal yürüttüğü kötü siyaset tarzıyla bunlara sebep olmuştur. Baykal şimdi de
bas bas bağırıyordur. Ordunun da bir bölümünü -bütünü demiyorum- arkasına alarak
seçime gitti ama seçimlerin sonucu ortada. Darbe yaptırmaya da çalıştı. Sonuç
alamadı. Muhtemelen şimdi yine çalışacaktır. Ama büyük ihtimalle sonuç
alamayacaktır. Baykal kalelerini bir bir AKP'ye kaptırdı."
"SIRA KÜRTLERİN KALESİNDE"
"Gül'ün Bölge'ye gidişi Kürtlerin tasfiyesinin başlangıcıdır. AKP'nin
arkasında uluslararası destek var. Öyle bizimle de görüşsün falan demekle olmaz.
Siyaset yapılacaksa ilkeli siyaset olmalı, sizi tasfiye etmeye çalıştıkları
gerçeğini görerek siyaset yapmalısınız. Gül'ün cumhurbaşkanı seçildiği gün beni
tecride aldılar, bu tesadüf müdür? AKP cumhurbaşkanlığını ve başbakanlığı bizim
üzerimizden yaptıkları siyasetle aldı. AKP çatışmaların sona ermesini istemez,
çatışmalar üzerinden kendisini var ediyor."
"AKP çok sistemli çalışıyor. Devletin bütün imkanlarını kullanarak Kürtlerin
üzerine gidecekler. Baykal'ın kalelerini birer birer düşürdüler. Kürtlerin
kalelerini de düşürürler. AKP sizin bütün ekonomik olanaklarınızı kesecek. Sonra
da halkımıza gidip, bunlar çalışamıyor, bunlar beceriksiz diyecektir, bunun
propagandasını yapamaya da başladı. Siz, halkınızı başınıza toplayacak, AKP'nin
Kürtlere yönelik politikalarını deşifre edeceksiniz, siyasal İslam'ın Hizbullah
pratiğini unutturmayacaksınız."
"DIŞ GÜÇLER BENİ TESLİM EDEREK TÜRKİYE'NİN YARISINI GÖTÜRDÜLER"
Yakalanma sürecine değinen Öcalan, şunları söyledi: 'Avrupa Konseyi benim
buradaki koşullarımı çok iyi biliyor. Buraya getirildiğimde koşullarımı Avrupa
Konseyi ve CPT ile görüşüp öyle belirlemişler. Hatta o zaman bir CPT yetkilisi
bana 'Şimdi koşullarınız bu, ama biz izlemeye devam edeceğiz' diyordu. O gün
orada olduklarına göre onlar da biliyordu. Bu nedenle onların da sorumluluğu
var. Bu komployla amaçlanan, PKK'nin, daha doğrusu Özgürlük Hareketi'nin
tasfiyesiydi ve birçok devlet bu komploda yer aldı. Avrupa Konseyi, Rusya, ABD,
Yunanistan, tabii İsrail, İran ve Suriye daha sonra ikili görüşmelerle
bağlandılar, Güney'deki federe yapı da bu işin içine çekilmeye çalışıldı. Bizim
tasfiyemiz karşılığında her devletin kendine göre bir hesabı vardı. Avrupa'nın
ekonomik istekleri vardı, Türkiye ekonomisi onlara açılmadı mı? Şu anda Türkiye
ekonomisinin yüzde 50'sini götürmediler mi? Rusya daha ben oradayken doğalgazla
ilgili Mavi Akım Projesi'ni falan imzaladı ve beni ülkesinden çıkardı.
Yunanistan'ın Türkiye ile Kıbrıs ve Ege meseleleri çözülecekti, bu süreç devam
ediyor. Söylediğim gibi amaç bizi, Özgürlük Hareketi'ni tasfiye etmekti ama
işler her zaman beklendiği gibi olmuyor; kağıt üzerinde planlandığı gibi
yürümüyor. Özgürlük Hareketi, biz, gördüğünüz gibi halen buradayız. Bu
yaşadıklarımız ABD'nin Ortadoğu'ya dönük planlamalarından bağımsız değildi. Ama
söylediğim gibi işler planlandığı gibi yürümüyor.'
"HİZBULLAH KÜRTLERİ VE KEMALİSTLERİ HEDEF ALDI"
Öcalan, siyasal İslam'a yönelik olarak da şu değerlendirmede bulundu:
'Siyasal İslam cumhuriyetin başından beri partilerle ilişkili. Geçmişte DP, daha
sonra AP ve Milli Selamet, şimdi de AKP ile devam ediyor. Bu yeni bir şey değil.
Siyasal İslam'ın bir kanadı Suriye üzerinden Suudlara dayanıyor, oradan ekonomik
yardım alıyor. Bir kısmı da İran ile ilişkili. Binlerce Kürt yurtseverini
vahşice katleden Hizbullah bunlardan bağımsız değildir. Bunlar halkımıza iyi
anlatılmalıdır. Yaşanan vahşeti unutmamak gerekiyor. Diyarbakır'da insanlara
arkadan yaklaşıp baltayla ya da enselerine tek kurşun sıkarak binlerce gariban
Kürt yurtseverini öldürmediler mi? Bıraksalar hepimizi vahşice katlederler. Önce
Bahriye Üçok, Uğur Mumcu gibi sol Kemalistleri katlettiler, daha sonra devlet
-ki devletin tümünü zan altında bırakmak istemem- bazı valiler ve garnizon
komutanları eliyle özellikle 92'de Hizbul-kontra olarak Kürtlere karşı
kullandılar. Diyarbakır'da bir mahkemenin yıllar sonra verdiği kararda bu
yöntemin ne kadar hatalı olduğunu belirtiyordu, mahkeme bile bunu kabul edilemez
bulmuştu.'
DTP'Lİ VEKİLLERE: "SİYASET CİDDİ BİR İŞTİR, AĞLAMAK SIZLAMAKLA OLMAZ"
'Kürtlerin de üzerine gelecekler' diyen Öcalan, AKP ve DTP konusunda şöyle
konuştu: 'AKP çok sistemli çalışıyor. Devletin bütün imkanlarını kullanarak
Kürtlerin üzerlerine gidecekler. Seçimlerde halka ekonomik yardım da
yapmışlardır oy almak için. DTP'li belediyelere yönelik siyasetleri görülüyor.
Buna karşı siyaseten gerekli ciddiyet, duruş gösterilmezse AKP onları aşıp
geçer. Doğru siyaset yürütülmezse onları tasfiye de edebilirler. Siyaset
dediğiniz uzağı, ileriyi görme sanatıdır. Benim için siyaset budur. AKP'nin
Bölge'ye yöneleceği çok önceden belli olmasına rağmen, tedbir almadılar, halkı
bu konuda örgütlemediler. Halkın demokratik örgütlenmesini sağlayıp, halkı
binlerce sivil toplum örgütü ile toplamaları için uyarılarım, önerilerim oldu!
Şimdi de söylüyorum; bu kuşatmayı ancak bu şekilde aşabilirsiniz. Baykal'ın
kalelerini birer birer düşürdüler. Kürtlerin kalelerini de düşürürler. AKP'nin
arkasında ABD dahil uluslararası güçler var. Ordunun bir kısmı da AKP'nin
karşısında duramadı. AKP sizin bütün ekonomik olanaklarınızı kesecek. Sonra da
halkımıza gidip, bunlar çalışamıyor, bunlar beceriksiz diyecektir, bunun
propagandasını yapamaya da başladı. Siz halkınızı başınıza toplayacak, AKP'nin
Kürtlere yönelik politikalarını deşifre edeceksiniz, Siyasal İslam'ın Hizbullah
pratiğini unutturmayacaksınız.'
APO'NUN YENİ ANAYASA ŞARTI
Sivil anayasa tartışmalarına da değinen Apo, 'Şimdi yeni bir sivil anayasa
tartışması var ve bu sivil anayasa halkoyuna sunulacak. Bu konuya ilişkin
şimdiden söyleyeyim, demokratik özerklik sağlanmazsa benim oyumun rengi
hayırdır. Anayasa değişikliğine ilişkin şimdiye kadar yürüttükleri çalışma
ortada; anayasada yapmaya çalıştıkları değişiklikler şekli değişikliklerdir.
Özde demokratik bir değişim gerekiyor, ancak özde demokrat değiller. Eğer
demokratik özerkliğe ilişkin tutumlarında bir değişiklik olmazsa benim Kürtlere
önerim budur. Demokratik özerklik tanımım ise demokratik siyaset, demokratik
toplum, demokratik cumhuriyete dayanır. Benim KCK dediğim sistem de bunun
Kürtlere uyarlanmış şekli. Ne ulusalcı faşist politikalar, ne de siyasal İslam
Kürt sorununu çözemez. Bu konuda getirdikleri hiçbir proje de yoktur. Demokratik
özerklik olabilecek en makul ve uygulanabilir yegane çözümdür. Federasyonun da
bir çözüm olamayacağını biliyorum' dedi.