Muhyiddin-i Arabi
Hazretlerinin SECERET' ÜL KEVN eserinden özetlenerek alınmıştır.....
Muaz b, Cebel rivayet ediyor :
- Bir gün Resullullah (s.a) ile beraberdik. Ansardan
birinin evinde toplanmıştık.. Tam bir cemaat olmuştuk. Sohbete dalmıştık.
Bu arada, dışarıdan bir ses geldi :
- Ev sahibi..... içerdekiler... Eve girmem için bana izin
verir misiniz? Benim sizden bir dileğim var.
Resullullah (s.a) Efendimiz,
-Bu seslenen kimdir bilir misiniz?
-En iyi bilen ALLAH ve Resuludur.
- O, lain iblistir. 'Şeytandır' Allah'ın laneti onun
üzerine olsun.
Hz. Ömer :
-Ya Resullullah, bana izin veriniz onu öldüreyim.
- Dur ya Ömer, biliyomusun ki; ona belli bir vakte kadar
mühlet verilmiştir... Öldürmeyi bırak. Kapıyı ona açın gelsin... O buraya gelmek
için emir almıştır. Diyeceklerini anlamaya çalışınız. Size anlatacaklarını iyi
dinleyiniz.
Kapı açıldı...
Bir ihtiyar. Şaşı. Aynı zamanda köse. Çenesinde altı veya
yedi kadar kıl sallanıyor. At kılı gibi. Gözleri yukarı doğru açılmış. Kafası,
büyük bir fil kafası gibi. Dudakları da, bir manda dudağına benziyordu.
Sonra, şöyle bir selam verdi ;
-Selam ya Muhammed; selam size ey cemaat-i müslimin.
-Selam Allah'ındır ya lain. Bir iş için geldiğini duydum;
nedir o iş?
-Benim buraya gelişim kendi arzumla olmadı. Mecburen
geldim.
-Nedir o mecburiyetin ?
-İzzet sahibi Rabbın katından bana bir melek geldi. Ve
dedi ki;
"Allah-ü Taâlâ sana emir veriyor: Muhammed'e gideceksin.
Ama düşük ve zelil bir halde. Tevazu ile. Ona gideceksin ve ademoğullarını nasıl
kandırdığını anlatacaksın. Onları nasıl aldattığını söyleyeceksin bir bir ona.
Sonra o sana ne sorarsa doğrusunu diyeceksin."
Sonra ... Allah-ü Taâlâ buyurdu ki :
"Söylediklerine bir yalan
katarsan, doğruyu sölemezsen... seni kül ederim; rüzgara savurur...
Düşmanlarının önünde, seni rüsvay ederim."
İşte ... böyle; ya Muhammed, o emir üzerine sana geldim.
Arzu ettiğini bana sor. Şayet bana sorduklarına doğru cevap
vermezsem;düşmanlarım benimle eğlenecek. Şu muhakkak k , düşmanlarımın eğlencesi
olmaktan daha zor bir şey yoktur.
Halk
Arasında En Çok Sevmedikleri
Bundan sona Resullullah (s.a.) Efendimiz şöyle sordu :
-Madem ki, sözlerinde doğru olacaksın. O halde bana anlat:
Halk arasında en çok sevmediğin kimdir ?
Şeytan şu cevabı verdi :
-Sensin ya Muhammed. Allah' ın yarattıkları arasında
senden daha çok sevmediğim kimse yoktur. Sonra senin gibi kim olabilirki?
-Benden sonra, en çok kimlere buğuzlusun ve sevmezsin?.
-Müttaki bir gence ki ... varlığını Allah yoluna
vermiştir.
-Sonra kimi sevmezsin?
-Kendisini sabırlı bildiğim şüpheli işlerden sakınan
alimi ...
-Sonra ?
-Temizlik işinde... yıkadığı yerleri üç defa yıkamayı adet
eden kimseyi.
-Sonra ?
-Sabırlı olan bir fakiri ki ; ihtiyacını kimseye
anlatmaz... Halinden şikayet etmez.
-Peki, bu fakirin sabırlı olduğunu nerden bilirsin ?
-Ya Muhammed, ihtiyacını kendi gibi birine açmaz. Her kim
ihtiyacını kendi gibi birine üç gün üst üste anlatırsa, Allah onu
sabredenlerden yazmaz. Sabırlı kimselerin işi buna
benzemez. Hasılı , onun sabrını; halinden, tavrından ve şikayet etmeyişinden
anlarım.
-Sonra kim ?
-Şükreden zengin.
-Peki, ama zenginin şükreden olduğunu nasıl anlarsın ?
-Onu görürsem ki , aldığını helal yoldan alıyor ve
mahalline harcıyor. Bilirim ki: şükreden bir zengindir.
İbadet
Esnasında Şeytanın Hali
Resullullah (s.a.) Efendimiz bu defa mevzuu değiştirdi ve
ona başka bir sual sordu :
-Peki, ümmetim namaza kalkınca, senin halin nice olur?
-Ya Muhammed, beni bir sıtma tutar. Titrerim.
-Neden böyle olursun; ya lain ?
-Çünkü bir kul, Allah için secde edince bir derece
yükselir.
- Peki ya oruç tuttukları zaman nasıl olursun ?
-O zaman da bağlanırım. Taa, onlar iftar edinceye kadar.
-Peki ya hac yaptıkları zaman nasıl olursun ?
-O zaman da çıldırırım.
-Peki, ya Kur'an okudukları zaman nasıl olursun ?
-O zaman da, eririm. Tıpkı ateşte eriyen bir kurşun gibi
eririm.
-Peki ya sadaka verdikleri zaman halin nasıldır ?
-Ha, işte.. o zaman halim pek yaman olur. Sanki sadaka
veren, bir testere alır eline, ve beni ikiye böler.
-Neden öyle testere ile ikiye biçilirsin, ya Ebamürre ?
- Çünkü sadakada dört güzellik vardır. Şöyle ki ;
1-Allah-ü Teala, sadaka verenin malına bereket ihsan
eyler.
2-O, sadaka veren kimseyi halkına sevdirir.
3-Allah-ü Teala, onun verdiği sadakayı , cehennemle
arasında bir perde yapar.
4-Allah-ü Teala, belayı sıkıntıyı ve ahları ondan defeder.
Dört Halife Hakkında Görüşleri
Bundan sonra Resullullah (s.a.) Efendimiz ashabı hakkında
bazı sorular sordu:
-Ebubekir için ne dersin ?
-O bana cahiliyet devrinde bile itaat etmedi... İslam'a
girdikten sonra nasıl bana itaat eder ?
-Peki, Ömer b. Hattab için ne dersin ?
-Allah'a yemin ederim ki; her gördüğüm yerde ondan
kaçarım.
- Peki, Osman b. Affan için ne dersin ?
-Ondan utanırım ... hem de çok ... Nasıl ki, Rahman' ın
melekleri de ondan utanırlar.
-Peki, Ali b. Ebutalib için ne dersin ?
-Ah onun elinden bir kurtulsam... O, kendi başına kalsa;
ben kendi başıma kalsam... O beni bıraksa.... ben de onu bıraksam .. Ben onu
bırakırım; ama o beni bırakmaz.
Şeytan Kimi Azdıramıyor?
Resullullah (s.a.) Efendimiz, yukarıdaki soruları
sorduktan ve şeytanın verdiği cevaplar kısmen bittikten sonra,
şöyle buyurdu :
- Ümmetime saadet ihsan eden; seni taa, belli bir vakte
kadar şeki kılan Allah'a hamd olsun.
Resullullah (s.a.) Efendimiz' in o cümlesini duyan lain
iblis şöyle dedi :
- Heyhat, heyhat... Ümmetin saadeti nerede? Ben, o belli
vakte kadar diri kaldıkça, sen ümmetin için nasıl ferah duyarsın?..
Ben, onların kan mecralarına girerim. Etlerine karışırım.
Ama onlar, benim bu halimi göremez ve bilemezler. Beni yaradan ve
baas gününe kadar bana mühlet veren Allah'a yemin ederim
ki: Onların tümünü azdırırım. Cahillerini ve alimlerini... Ümmilerini
ve okumuşlarını... Facirlerini ve abidlerini .. Hasılı,
bunların hiçbiri elimden kurtulamaz. Fakat, Allah'ın halis kullarını... Evet,
bunları azdıramam.
Bunun üzerine Resullullah (s.a.) Efendimiz sordu :
-Sana göre ihlas sahibi olan muhlis kullar kimlerdir
?
-Bilmez misin? ya Muhammed, bir kimse ki, dirhemini ve
dinarını sever ... O Allah için bir ihlasa sahip değildir. Bir kimseyi
görürsem ki; dirhemini dinarını sevmez; övülmekten,
medhedilmekten hoşlanmaz.. bilirim ki o : ihlâs sahibidir... Hemen onu
bırakır kaçarım.
Bir kul malı ve övülmeyi sevdiği süre, kalbi de dünya arzularına bağlı kaldığı
müddet, o size vasfını yaptığım kimseler arasında bana en çok itaat edendir.
Bilmez misin ki: mal sevgisi, büyük günahların en büyüğüdür. Bilmez misin ki ya
Muhammed, baş olma sevgisi yine büyük günahların en büyükleri arasındadır.
Ya Muhammed, bilmez misin?
Benim yetmiş bin tane
çocuğum var. Bunların her birini bir başka yere tayin etmişimdir. Sonra o
her çocuğumla birlikte yine yetmiş bin tane şeytan vardır. Onların bir kısmını
ulemaya gönderdim. Bir kısmını gençlere yolladım. Bir kısmını da, meşayihe
saldım. Bir kısmını da ihtiyar kadınlara musallat ettim. Gençlere gelince,
aramızda hiçbir anlaşmazlık yoktur. Onlarla gayet iyi geçiniriz.
Çocuklara gelince...
onlarla da, bizimkiler istedikleri gibi birlikte oynarlar. Bizimkilerin
bir kısmını da abidlerin başına dert ettim. Bir kısmını da zahidlerin. Onlar
bunların yanına girer; halden hale sokarlar. Bir tepeden öbürüne ... hep
dolaştırıp dururlar. Öyle bir hal alırlar ki; başlarlar, sebeplerden herhangi
birine sövmeye... İşte... böylece, onlardan ihlası alırım. Onlar bu halleri ile
yaptıkları ibadeti, ihlassız yaparlar gayrı .. Ama , bu hallerin farkında
olmazlar. Bilmez misin; ya Muhammed, Rahip Borsisa: tam yetmiş yıl ihlas ile
Allah' a ibadet etti. Bu ibadetleri sonucunda ona öyle
bir hal ihsan edilmişti ki ; Her dua ettiği hasta, duası
ve bereketi ile şifa oluyordu. Onun peşine takıldım. Zina etti. Katil oldu.
Sonunda da küfre girdi. Bu o kimsedir ki ; Allah-ü Teala aziz kitabında , ona
şöyle anlatır :
"Şeytan hali gibidir ki;
o insana: 'Kafir ol .. Dedi. Vaktaki o kafir oldu.: bu defa ona şöyle dedi: Ben
senden uzağım... Ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım
." (59/16)
İblis bundan sonra bazı kötü huylar üzerinde durdu. Ve
onların her birinden nasıl istifade ettiğini anlattı..
YALAN
- Bilmez misin ya Muhammed, yalan bendendir ve ilk yalan
söyleyen de benim. Her kim yalan söylerse ... o benim
dostumdur. Her kim yalan yere yemin ederse ... o da benim
sevgilimdir. Bilmez misin ya Muhammed , ben Adem'e ve Havva'ya
yalan yere Allah adına and içtim. "Muhakkak
ben size nasihat ediyorum."
(7/16) Dedim... Bunu yaparım : çünkü yalan yere yemin gönlümün eğlencesidir.
GIYBET - KOĞUCULUK
-Gıybet ve koğuculuğa gelince .... Onlarda benim
meyvelerimdir ve şenliğimdir.
NİKAH ÜZERİNE YEMİN ETMEK
-Her kim talak üzerine yemin ederse ... günahkar
olacağından endişe edilir. İsterse bir defa olsun .. İsterse doğru şey üzerine
olsun. Her kim talakı ağzına alırsa .. taaa.. hakikati belli oluncaya kadar
karısı ona haram olur. Onlar bu halleri ile kıyamete kadar meydana getirecekleri
çocuklar hep zina çocuğu olur. Ağza alınan o talak kelimesi yüzünden hepsi
cehenneme girer.
NAMAZ ve
ŞEYTAN
- Ya Muhammed, o her ne zaman ki, namaza kalkmak ister;
tutarım .
- Ona vesvese veririm.
Derim ki: "henüz vakti var. Sende meşgulsün. Hele şimdilik işine bak sonra
kılarsın." Böylece o: Vaktinin dışında namazını kılar. Ve bu sebepten onun
kıldığı namaz yüzüne atılır. Şayet o kimse beni mağlup ederse; ona insan
şeytanlarından birini yollarım... Böylece onu vaktinde namaz kılmaktan
alıkoyar.
- O, bunda da beni mağlup ederse; bu sefer
onun hesabını namazında görmeye bakarım. O namazın içinde iken; sağa bak,
sola bak derim. O da bakar. O ki böyle yaptı. Yüzünü okşar alnından öperim.
Bundan sonra ona: Sen ebedi yaramaz bi iş yaptın. Derim ve böylece onun
huzurunu bozarım. Sende bilirsin ki ya Muhammed, her kim namazda , sağa ve
sola çokça bakarsa , Allah onun namazını kabul etmez.
- Bunda da ona mağlup olursam. Yalnız başına
namaz kıldığında yanına giderim. Ve ona; çabuk çabuk kılmasını emrederim. O
da, başlar; namazını çabuk çabuk kılmaya. Tıpkı horozun, gagası ile yerden
birşeyler topladığı gibi.
- Bu işi yaptırmakta da ona başarı
kazanamazsam bu sefer, cemaatle namaz kılarken onun yanına varırım. Orada
başına bir gem takarım. Başını imamdan evvel secdeden ve rükü'dan
kaldırırım. İmamdan evvel de secde ve rüku yaptırırım. İşte o böyle yaptığı
için, kıyamet günü, Allah onun başını eşek başına çevirir.
- O kimse bunda da beni yener ise. Bu defa,
ona namazda parmaklarını çıtlatmasını emrederim. Böylece o beni tesbih
edenlerden olur. Ama bu işi ona namaz içinde yaptırmaya muvaffak olursam.
- Bunda da mağlup olursam, bu sefer ona
tekrar giderim. Namaz içinde iken burnuna üflerim. Ben üfleyince, o esnemeye
başlar. Şayet o, bu esneme esnasında elini ağzına kapamazsa; onun içine
küçük bir şeytan girer, dünya hırsını ve dünyevi bağlarını çoğaltır. İşteb
undan sonra o kimse, hep bize itaat eder. Sözümüzü dinler. Dediklerimizi
yapar.
Şeytan bundan sonra
konuşmasına devam etti :
-Sen ümmetin hangi saadetinten ferah duyarsın ki ? Ben
onlara ne tuzaklar kurarım... ne tuzaklar. Miskinlerine , çaresizlerine ve
zavallılarına giderim. Namazı bırakmalarını emrederim. Ve onlara derim ki :
-Namaz size göre değil.. O, Allah'ın afiyet ihsan
ettiği ve bolluk verdiği kimseler içindir.
Sonra hastalara giderim :
-Namaz
kılmayı bırak " derim çünkü Allah-ü Teala: "hastalara
zorluk yok....." (24/61) buyurdu. İyi
olduğun zaman kılarsın. Ve böylece o, namazını
bırakır. Hatta küfre de gidebilir. Şayet o, hastalığında namazı terkederek
ölüp giderse, Allah'ın huzuruna çıkarken, Allah-ü Teala'yı öfkeli bulur.
Sonra şöyle dedi :
-Ya Muhammed, eğer bu sözlerime yalan kattımsa, beni
akrep soksun. Sonra.... Eğer yalan varsa .. Allah 'tan dile beni kül
eylesin.
İblis bundan sonra konuşmalarına devam etti ve şöyle dedi
:
-Ya Muhammed, sen ümmetin için ferah mı duyuyorsun ?
Halbuki ben onların altı da birini dininden çıkardım.
Şeytanın
Arkadaşları
Bundan sonra Resullullah (s.a.) Efendimiz ona, yani
İblis'e aşağıdaki şekilde kısa kısa bazı sorular sordu. O da bunlara cevap verdi
:
-Ya lain, senin oturma arkadaşın kim ?
-Faiz yiyen.
-Dostun kim ?
-Zina eden.
-Yatak arkadaşın kim ?
- Sarhoş
-Misafirin kim ?
-Hırsız.
-Elçin kim ?
-Sihirbazlar.
-Gözün nuru nedir?
-Karı boşamak.
-Sevgilin kim ?
-Cuma namazını bırakanlar.
-Ya lain, senin kalbini ne yıkar ?
-Allah yolunda cihada koşan atların kişnemesi.
-Senin cismini ne eritir ?
-Tevbe edenlerin tevbesi.
-Ciğerini ne parçalar, ne çürütür ?
-Gece ve gündüz, Allah'a yapılan bol bol istiğfar.
-Yüzünü ne buruşturur ?
-Gizli sadaka.
-Gözlerini kör eden nedir ?
-Gece namazı.
-Başını eğdiren nedir ?
-Çokça kılınan cemaatle namaz.
-Sana göre insanların en saadetlisi (!) kimdir?
-Namazını bilerek kasden bırakanlar.
-İnsanların en şakisi kimdir ?
-Cimriler
-Seni işinden ne alıkoyar ?
-Ulema meclisleri
-Yemeğini nasıl yersin ?
-Sol elimle parmaklarımın ucu ile.
-Sam yeli estiği zaman ve ortalığı sıcaklık bastığı zaman
çocuklarını nerede gölgelendirirsin ?
-İnsanların tırnaklarının arasında.
-Rabbinden neler talep ettin ?
-On şey talep ettim.
- Nedir onlar ya lain ?
-Şunlardır :
Şeytanın
Allah'tan On Talebi
1. Allah'tan diledim ki, beni ademoğullarının malına ve
evladına ortak ede. Bu ortaklık talebimi yerine getirdi. Ki bu: "Onlara
ortak ol... Mallarına ve çocuklarına . Onlara vaad et. Halbuki şeytan onlara
gurur vaad eder..."
(17/64) Ayet-i Celilesi ile sabittir.
- Her besmelesiz kesilen
hayvan etinden yerim, faiz ve haram karışan yemeklerden yerim. Şeytandan
Allah'a sığınılmayan malın da ortağıyım.
- Cinsi münasebet anında; Allah'a
şeytandan sığınmayan kimse ile birlikte hanımı ile birleşirim. Ve o her
birleşmeden hasıl olan çocuk, bize itaat eder. Sözümüzü dinler.
- Her kim hayvana binerken, helal yola
gitmeyi değil de, aksini isteyerek binerse, bende onunla beraber binerim.
Yol arkadaşı ve binek arkadaşı olurum. Bu da Ayet-İ Kerime ile sabittir. "Onlar
üzerine süvarilerinle, piyadelerinle yaygara çıkart."
(17/64)
2. Allah-ü Teala'dan
diledim ki : Bana bir ev vere .. Bu dilediğim üzerine hamamları bana ev
olarak verdi.
3 .Diledim ki bana bir mescid vere. Pazar yerlerini
bana mescid yaptı.
4. Benim için bir okuma kitabı vermesini istedim.
Şiirleri bana okuma kitabı olarak verdi.
5. İstedim ki; bir ezan vere , Mezmurları verdi.
6. Diledim ki; bana bir yatak arkadaşı vere..
Sarhoşları verdi.
7. Diledim ki; bana yardımcılar vere... Bunun içinde
kaderiye mensuplarını verdi.
8. İstedim ki; bana kardeşler vere... Mallarını boş
yere israf edenleri verdi. Bir de masiyet yoluna para harcayanları. Bunlarda
şu Ayet-i Kerime ile sabittir :
"O
kimseler ki ; mallarını boş yere harcarlar... Onlar şeytanın kardeşleri
olmuşlardır." (17/27)
Bir ara Resullullah (s.a.) Efendimiz şöyle buyurdu :
- Eğer söylediklerini, Allah'ın kitabındaki ayetlerle
ispat etmeseydin. Seni tastik etmezdim.
Bundan sonra İblis devam etti :
-Ya Muhammed, Allah'tan diledim ki; ademoğullarını ben
göreyim; ama onlar beni göremeyeler. Bu dileğimi de yerine getirdi.
Diledim ki; ademoğullarının kan mecralarını bana yol yapa;
Bu da oldu. Böylece ben, onlar arasında akıp giderim. Gezerim. Hem nasıl
istersem. Bütün bu isteklerimi verdi . " Hepsi sana verildi, buyurdu. " Ve ben
bu hallerimle iftihar ederim. Sonra şunu da ekleyeyim ki ; benimle beraber
olanlar , seninle beraber olanlardan daha çoktur. İşte... Böylece kıyamete
kadar, ademoğullarının ekserisi benimle beraber olurlar.
Bundan sonrasını İblis şöyle anlattı :
- Benim bir oğlum vardır.
Adı: ATEME'dir. Bir kul, yatsı namazını kılmadan uyursa gider; onun kulağına
bevleder. Eğer böyle olmasaydı; imkan yok, insanlar namazlarını eda etmeden
uyuyamazlardı.
- Benim bir oğlum daha vardır ki; onun adı da
MÜTEKAZİ 'dir. Bunun vazifesi de ; yapılan gizli amelleri yaymaya
çalışmaktır. Mesela bir kul , gizli bir taat işlerse .. ve bu yaptığını da
gizlemeye çalışırsa MÜTEKAZİ onu dürter. En sonunda o gizli amelin
yayılmasına ve açığa çıkarmaya muvaffak olur. Böylece ; Allah-ü Teala onun
yüz sevabından doksan dokuzunu imha eder. Çünkü bir kulun yaptığı gizli bir
amel için tam yüz sevap verilir.
- Sonra .. Benim bir oğlum daha vardır . Onun
adı da KÜHAYL dir. Bunun işi de, insanların gözlerini sürmelemektir.
Bilhassa, ulema meclisinde ve hatip hutbe okurken. Bu sürme onların gözüne
çekildi mi , uyuklamaya başlarlar. Ulemanın sözlerini işitmezler. Böylece
hiç sevap alamazlar.
Bundan sonra İblis şöyle
anlattı :
-Hangi kadın olursa olsun .. Onun kalktığı yere şeytan
oturur. Sonra kadının kucağında mutlaka bir şeytan durur. Ve onu,
bakanlara güzel gösterir. Sonra o kadına bazı emirler
verir. Mesela: Elini kolunu dışarı çıkar ; göster. Der .. o da bu emri tutar.
Elini, kolunu açar, gösterir. Bundan sonra, o kadının haya perdesini tırnakları
ile yırtar.
İblis bundan sonra ; Resullullah (s.a.) Efendimiz' e kendi
durumunu anlatmaya başladı :
-Ya Muhammed bir insanı delalete sürüklemek için elimde
bir imkan yoktur. Ben ancak vesvese veririm. Ve bir şeyi güzel
gösteririm. O kadar. Eğer delalete sürüklemek elimde
olsaydı, yeryüzünde; "Allah'tan başka ilah yoktur ve Muhammed Allah'ın
resülüdür." diyen herkesi, oruç tutanı ve namaz kılanı hiç bırakmazdım. Hepsini
delalete düşürürdüm. Nasıl ki senin elinde de, hidayet nevinden bir şey yoktur.
Sen ancak Allah'ın Resulusun. Ve tebliğe memursun. Şayet hidayet elinde olsaydı,
yeryüzünde tek kafir bırakmazdın. Sen Allah'ın halkı üzerinde bir hüccetsin.
Bende , kendisi için ezelde şekavey yazılan kimselere sebebim. Said olan kimse,
taa, ana karnında iken saiddir. Şaki olan da yine ana karnında iken şakidir.
Saadet ehli kılan da Allah, Şekavet ehli kılan da Allah .
Bundan sonra Resullullah (s.a.) Efendimiz şu iki Ayet-i
Kerimeyi okudu.
"Bunlar,
taa sonuna kadar böyle değişik şekilde devam edecek... Ancak Rabbın
esirgedikleri hariç.." (11/118-119)
"Allah'ın
emri behemehal yerini bulan bir kaderdir."
(33/38)
Bundan sonra Resullullah (s.a.) Efendimiz, İblise şöyle
buyurdu :
-Ya Ebamürre, acaba senin bir tevbe etmen ve Allah' a
dönmen mümkün değil mi ? Cennete girmene kefil olurum.
Bunun üzerine İblis şöyle dedi :
-Ya Resullullah, iş verilen hükme göre oldu. Karar yazan
kalemde kurudu. Kıyamete kadar olacak işler olacaktır. Seni
peygamberlerin efendisi kılan, cennetin ehlinin hatibi
eyleyen ve seni halkı içinden seçen ve halkı arasında bir gözde yapan, beni de
şakilerin efendisi kılan ve cehennem ehlinin hatibi eyleyen Allah'tır. Ve O:
bütün eksik sıfatlardan münezzehtir.
Ve İblis cümlelerini şöyle tamamladı :
-İşte bu söylediklerim sana son sözümdür. Ve bütün
söylediklerimi de doğru dedim.
Evvel, ahir, zahir batın, alemlerin Rabbı olan Allah' a
hamd olsun.
Efendimiz Muhammet Nebiye Allah salat eylesin. Keza onun
ailene de ashabına da ...Amin