|
1. DAĞ OLUŞUMU (OROJENİK) HAREKETLERİ
Bu hareketler dar zamanda, dar olaylar olarak belirir ve tabakaların duruşunu
bozarlar. Hareketler yatay ve dikey olmak üzere iki yönde gelişir. Genellikle,
yatay (tanjansiyal) hareketler kıvrılma ve kıvrım dağlarına, dikey hareketler de
(radial) kıvrılma ve kırık dağlarına yer verirler. Bununla birlikte, bu iki
gurup arasında kesin bir sınır çizmek olanaksızdır. Çünkü, sert tabakalarda
kırılma olurken, hemen yanındaki yumuşak tortullar kıvrılabilir. Bu nedenle
kıvrım ve kırık dağları birbirinin içine girmiş olarak da uzanırlar. Diğer bir
özellik de, yatay ve dikey hareketlerin aynı anda oluşmaları ya da birbiri
ardınca gelmeleridir.
Yatay ve dikey hareketler sonucunda oluşan, kıvrılma ve kırık dağları yeryüzünün
“Öz Yapı” yüzeyini oluştururlar. Aşağıda işleyeceğimiz yerkabuğu yaylanmaları (epirojenik
hareketler) ile dağ oluşumu (orojenik) hareketinin ikisine birden yer kabuğunun
yer sanatı (tektonik) öz yapı yüzeyini (strüktür) oluşturur. Dış güçler bu
yüzeyi işler, değiştirir ve kendine özgü yer şekilleri doğururlar. Dağ oluşumu
hareketleri iki yapı biçimi oluştururlar: Kıvrılma ve Kırılma.
1.Kıvrılma Ve Kırılma Dağları
Jeolojik devirler boyunca iç güçlerin oluşturdukları kabarıklar, yine jeolojik
devirler boyunca yine dış güçler boyunca aşındırılırlar. Kabarıklıklar
aşındırıla aşındırıla dalgalı bir düzlük durumuna gelir. Bu dalgalı düzlüğe,
“Yontukdüz (Peneplen)” adı verilir. Yontula yontula düzleşmiş arazi demektir.
Tortullar derin deniz diplerindeki tortulanma alanlarına (jeosenklinallerde)
biriktirilirler. Bazen de yeryüzündeki çukurluklarda ve göl çanaklarında
tortulanırlar. Yeniden aşındırma, taşıma ve biriktirmelerle çanaklar dolar.Yer
yüzü çukurluğu düzleşir, deniz ya da gölün derinliği azalır. Kimi zaman deniz ya
da gölün o bölümü, bütünü ile dolarak karalaşır.
Tortullarla dolu olan bir tortulanma çanağı, dengesini yitirmiş ve birbirine
yaklaşan iki yer kabuğu bölümü (şole) arasında kalacak olursa; sıkışır. Başka
bir sözle, yan basınçlara uğrayınca hacmi daralır. İçindeki yumuşak tortullar
daralan bu yere sığmayarak kıvrılır ve su yüzüne çıkar. Bu olaya kıvrılma,
oluşan dağlara da kıvrım dağları denir.
Tortulanma çanaklarının su altında ya da yer yüzünde olma özelliğine göre,
kıvrılma iki biçimde gerçekleşir. Gerçek kıvrılma ve bükülme. Su altı tortulanma
çanaklarında da yan basınçların özelliğine göre, çeşitli kıvrılma biçimleri
oluşur. Bunlar da genel olarak düzgün kıvrılma ve düzensiz kıvrılma diye iki
grupta toplanır.
a-Düzgün Kıvrılma:
Tortulanma çanağının kenarlarına yapılan basınç eşit değerlerde ise, tabakalar
düzgün olarak kıvrılır. Tabaka ya da kıvrım dağı kabarıklığı ve çukurluğu
oluşur. Kıvrım dağı ya da kıvrılmış tabakadaki kabarıklığa (kemerleşmeye) “Antiklinal”,
çukurluğa (oluklaşmış) da “Senklinal” adları verilir.
b-Düzensiz Kıvrılmalar:
Tortulanma çanağının kenarlarına yapılan basınçlar eşit değerlerde değil ise,
“Düzesiz” kıvrılma olur. Basıncın çok olduğu yandaki tortullar, basıncın az
olduğu yandaki tortulların üzerine eğilir, devrilir, biner ya da o tabakaların
üzerine aşar. Basınç değerleri ayrıcalık çok değilse, basıncın çok geldiği
yandaki tabakalar az geldiği yandaki tabakalara doğru eğilir ki, buna “Eğri
Kıvrım” denir. Basınç ayrıcalığı çoğaldıkça, tabalar devrilir “Devrik Kıvrım”,
birbiri üzerine biner “Binmiş Kıvrım”, biri diğeri üzerine aşar “Aşmış Kıvrım (Şaryajlı
Kıvrılma)” biçimleri oluşur.
c-Bükülme (Fleksür):
Katı yer kabuğunun çukurluklarında birikmiş olan tortullar yan basınçlarla
etkilenirse, Herhangi bir yerinden bükülür. Bu olaya bükülme, oluşan şekle
bükülmüş tabakalar (fleksür) ve bükülme sonucu oluşan basamağa bükülme basmağı
denir. Bükülmede tabakalar süreklidir. Tabakalarda kırılma yırtılma olmamıştır.
Basınç etkisi ile tabakaların bir bölümü aşağıda kalmış ve aralarındaki bir
bölüm bükülmüştür. Bir yörede büküklü yapı çok yer tutarsa, buraya büküklü yöre
adı verilir.
Kıvrım bölgelerinde ve kıvrım dağlarında kıvrılma biçimlerinin hepsi bir arada
ve birbirinin içine girmiş olarak bulunur. l. Jeolojik Devirde oluşan
Kaledoniyen, Hersiniyen ve lll. Jeolojik Devirde oluşan Alp-Himalaya
sistemlerine bağlı dağlar, kıvrım dağları olarak oluşmuşlardır. Ancak, zamanımız
kıvrım dağları yalnız Alpin (Alp-Himalaya) oluşumlarına bağlıdır. İleride
görülebileceği gibi, Kaledoniyen ve Hersiniyen oluşumları kıvrım dağları
özelliğini yitirerek, zamanımızın kırık dağları özelliğini kazanmışlardır. Genç
kıvrım dağları olan Alpin sistem oluşumları, yeryüzünde Büyük Okyanus’u
çevreleyecek biçimde ve büyük bir “H” harfi çizerek uzanır.
2.Kırılma Ve Kırık Dağları
Kıvrılma olayı yatay yönde yerkabuğu hareketleri sonucu oluşurken, kırılma olayı
dikey yönlü hareketler sonucu oluşur. Ancak, kırılmanın olabilmesi için dikey
yöndeki hareket yeterli değildir. Bu hareketle etkilenen tabakaların
kıvrılamayacak kadar sert (berk, rijit) olması gereklidir. Eski yerkabuğu
oluşumları bir yandan dış güçlerle aşındırılıp yontukdüz durumuna getirilirken,
bir yandan da tabakaları oluşturan taşlar, başkalaşma gibi etkenlerle,
sertleşir. İşte, yontukdüz durumuna gelmiş ve sertleşmiş tabakalar dikey yönlü
basınçların etkisinde kalınca, daha önce kıvrılıp sertleşerek kıvrılma
özelliğini yitirdiği için, yer yer kırılır, çöker ve yükselir. Bu olaya kırılma
ve kırılma sonucu oluşan dağlara da “Kırık Dağları” denir. Kırılmalarla oluşan
yeryüzü çatlaklarına da “Fay” adı verilir.
Kırılmalarla kırık basamaklarında oluşur. Kırık basamakları da tabakaların bir
bölümü kırık çizgisi boyunca yüksekte kalırken bir bölümü alçakta kalır. Kırk
çizgisi boyunca kayan tabaka bölümlerinin her birine “kırığın kanadı” denir.
Yüksekte kalana “yukarı giden”, alçakta kalana “alta giden” kanat adı verilir.
Kırığın kanatları arasındaki basamak, “kırık basamağıdır”. İki kanat arasındaki
yükseklik ayrıcalığı bir kaç metreden, binlerce metreye kadar olabilir.
Kırılmalara uğramış bir bölgede, kırık çizgileri ya birbirlerine paralel olarak
ya da birbirlerini belirli açılarla kesecek biçimde uzanırlar ve kırık ağları
oluştururlar. Kırık basamaklarında, tabakalar süreksizdir. Kırılma ve
yırtılmalara uğramışlardır. Basamağın yukarı giden yüzeyi, sürtünme etkisi ile,
parlar. Buraya fay aynası denir.
Sertleşmiş yontukdüzler basınçlarla etkilenince, yeryüzü çatlakları boyunca üç
durum oluşur:
a-Basınç etkisinde kalan tabakalar bütünü ile yükselir. Ancak, kimi yari
çok, kimi yeri az yükselir. Kırılma ve kırık basamakları oluşur.
b-Basınç etkisi ile sert tabakalar bütünü ile alçalır. Ancak, kimi yeri
çok, kimi yeri az çöker. Kırılma ve kırık basamakları oluşur.
c-Basınç etkisinde kalan sert tabakaların kimi teri yükselirken, kimi
yeri çöker. Kırılma ve kırık basamakları oluşur.
Her üç durumda da kırıklarla çevrili yükseklikler ve çukurluklar doğar.
Yerkabuğu çatlakları ile çevrili yüksekliklere “Horst”, çukurluklara “Graben
(Çöküntü Hendeği)” adı verilir. Bir kırık bölgesinde ya da kırık dağlarında
horst ve gabenler birbirini izler. Ancak, horst ve grabenler birbirine eşit
genişlikte olabileceği gibi, geniş horstlar dar grabenler ve dar horstlar geniş
grabenler de oluşabilir.
Kırılma olayları genellikle sertleşmiş eski kütleler basınçlara uğrayınca
oluşur. Zamanımızda, yeryüzünün ilk karaları olan kıta çekirdekleri l. Jeolojik
Devrin kaledoniyen ve hersiniyen oluşumları kırılmalara ve kırık dağlarına yer
verirler. Çünkü bu oluşumlar önce kıvrılmışlar, aşınmışlar ve sertleşmişlerdir.
Alpin hareketleri ve tektonik hareketler sırasında yeniden basınç etkisinde
kalınca, yer yer kırılmışlar, yükselmişler ve çökmüşlerdir. Kırk bölgeleri ve
kırılma dağları günümüzde Atlas Okyanusu’nu çevreleyecek biçimde uzanırlar.
Basınç etkisinin çok yeğin olması durumunda genç ve serleşmemiş oluşumlar da
kırılmalara yer verilebilir. Türkiye’nin batısındaki kırık bölgeleri ve Kuzey
Anadolu Çöküntü Hendeği gibi.
2.OVALAR
AKarsular tarafından derin olarak yarılmamış, üzerinde kabarıklar bulunmayan ve
eğimi oldukça az olan düzlüklere “Ova” adı verilir. Bu düzlüklerde akarsular,
genellikle, salınımlar yaparak, yatakları boyunca akarlar. Bafra, Sakarya,
Konya, Büyük Menderes ovaları gibi ovalar, bulundukları yerlere göre, ikiye
ayrılırlar: çukur ovalar, yüksek ovalar.
1-Çukur Ovalar:
Deniz yüzeyinden olan yüksekliği az ovalara, çukur ova denir. Çukur ovalar deniz
kıyıları boyunca uzanırlar. Çukur ovaların denizden yüksekliği en çok 500 m’ye
değin olur. Çukurova, Sakarya, Antalya, Ege Bölgesi ve Harran ovası gibi ovalar,
birer çukur ovadır.
2-Yüksek Ova: Deniz yüzeyinden olan yüksekliği çok ovalara, yüksek ova
denir. Başka bir deyişle, deniz yüzeyinden olan yüksekliği 500 m’den çok ovalar,
yüksek ova adını alır. Bunlar genellikle, iç bölgelerde bulunurlar. Konya,
Doğubeyazıt, Muş ovaları gibi ovalar, yüksek ovadır.
Ovalarda da, diğer yeryüzü şekilleri gibi oluşum bakımından çeşitlilik
gösterirler. Bu özellikler ile dört grupta toplanırlar:
1-Aşıntı (Yontulma) Ovaları: Aşınmalar sonucu oluşmuş ovalardır. Dış
güçler yontukdüz ve kabarıklıkları aşındırarak bu ovaları oluştururlar.
2-Çöküntü Ovaları:
Kırılma olayları sonucu oluşmuş ovalardır. Yerkabuğundaki kırılmalardan sonra
oluşan çöküntü hendekleri, dış güçlerin birikintileri ile dolar ve
düzleştirilirse, çöküntü ovaları oluşur. Batı Anadolu’daki Gediz, Bakırçay,
Küçük ve Büyük Menderes, Hatay’ın Amik ovaları gibi.
3-Birikinti Ovaları:
Dış güçlerin taşıyıp getirdiği birikintilerle oluşmuş ovalardır. Genellikle,
akarsu biriktirmesi ile oluşurlar. Birikinti konileri gibi. Akarsular
taşıdıkları kum, çakıl, kil gibi dağınık Maddeleri hızlarının ya azaldığı ya da
bittiği yerde biriktirerek bu ovaları doğururlar. Buraları genellikle,
yamaçların eteği, akarsuların genişleyen vadi tabanları ve ağızlarına yakın olan
bölümleridir.
4-Alüvyal Ovalar:
Akarsuların taşıdığı alüvyonların, deniz ve göl kıyılarında, sığ yerleri de
dolduracak biçimde biriktirilmesi ile oluşmuş ovalardır. Gel-git genliği az iç
denizlere dökülen akarsular, taşıdıkları sürüntüleri döküldükleri göl ya da
denizin kıyısında biriktirmeğe başlarlar. Zamanla, bu birikinti kıyının sığ
yerlerini de doldurarak geniş düzlükler oluştururlar. Böylece oluşan ovalara,
alüvyal ovalar adı verilir. Çukurova, Çarşamba ovaları gibi.1. DAĞ OLUŞUMU
(OROJENİK) HAREKETLERİ
Bu hareketler dar zamanda, dar olaylar olarak belirir ve tabakaların duruşunu
bozarlar. Hareketler yatay ve dikey olmak üzere iki yönde gelişir. Genellikle,
yatay (tanjansiyal) hareketler kıvrılma ve kıvrım dağlarına, dikey hareketler de
(radial) kıvrılma ve kırık dağlarına yer verirler. Bununla birlikte, bu iki
gurup arasında kesin bir sınır çizmek olanaksızdır. Çünkü, sert tabakalarda
kırılma olurken, hemen yanındaki yumuşak tortullar kıvrılabilir. Bu nedenle
kıvrım ve kırık dağları birbirinin içine girmiş olarak da uzanırlar. Diğer bir
özellik de, yatay ve dikey hareketlerin aynı anda oluşmaları ya da birbiri
ardınca gelmeleridir.
Yatay ve dikey hareketler sonucunda oluşan, kıvrılma ve kırık dağları yeryüzünün
“Öz Yapı” yüzeyini oluştururlar. Aşağıda işleyeceğimiz yerkabuğu yaylanmaları (epirojenik
hareketler) ile dağ oluşumu (orojenik) hareketinin ikisine birden yer kabuğunun
yer sanatı (tektonik) öz yapı yüzeyini (strüktür) oluşturur. Dış güçler bu
yüzeyi işler, değiştirir ve kendine özgü yer şekilleri doğururlar. Dağ oluşumu
hareketleri iki yapı biçimi oluştururlar: Kıvrılma ve Kırılma.
1.Kıvrılma Ve Kırılma Dağları
Jeolojik devirler boyunca iç güçlerin oluşturdukları kabarıklar, yine jeolojik
devirler boyunca yine dış güçler boyunca aşındırılırlar. Kabarıklıklar
aşındırıla aşındırıla dalgalı bir düzlük durumuna gelir. Bu dalgalı düzlüğe,
“Yontukdüz (Peneplen)” adı verilir. Yontula yontula düzleşmiş arazi demektir.
Tortullar derin deniz diplerindeki tortulanma alanlarına (jeosenklinallerde)
biriktirilirler. Bazen de yeryüzündeki çukurluklarda ve göl çanaklarında
tortulanırlar. Yeniden aşındırma, taşıma ve biriktirmelerle çanaklar dolar.Yer
yüzü çukurluğu düzleşir, deniz ya da gölün derinliği azalır. Kimi zaman deniz ya
da gölün o bölümü, bütünü ile dolarak karalaşır.
Tortullarla dolu olan bir tortulanma çanağı, dengesini yitirmiş ve birbirine
yaklaşan iki yer kabuğu bölümü (şole) arasında kalacak olursa; sıkışır. Başka
bir sözle, yan basınçlara uğrayınca hacmi daralır. İçindeki yumuşak tortullar
daralan bu yere sığmayarak kıvrılır ve su yüzüne çıkar. Bu olaya kıvrılma,
oluşan dağlara da kıvrım dağları denir.
Tortulanma çanaklarının su altında ya da yer yüzünde olma özelliğine göre,
kıvrılma iki biçimde gerçekleşir. Gerçek kıvrılma ve bükülme. Su altı tortulanma
çanaklarında da yan basınçların özelliğine göre, çeşitli kıvrılma biçimleri
oluşur. Bunlar da genel olarak düzgün kıvrılma ve düzensiz kıvrılma diye iki
grupta toplanır.
a-Düzgün Kıvrılma:
Tortulanma çanağının kenarlarına yapılan basınç eşit değerlerde ise, tabakalar
düzgün olarak kıvrılır. Tabaka ya da kıvrım dağı kabarıklığı ve çukurluğu
oluşur. Kıvrım dağı ya da kıvrılmış tabakadaki kabarıklığa (kemerleşmeye) “Antiklinal”,
çukurluğa (oluklaşmış) da “Senklinal” adları verilir.
b-Düzensiz Kıvrılmalar:
Tortulanma çanağının kenarlarına yapılan basınçlar eşit değerlerde değil ise,
“Düzesiz” kıvrılma olur. Basıncın çok olduğu yandaki tortullar, basıncın az
olduğu yandaki tortulların üzerine eğilir, devrilir, biner ya da o tabakaların
üzerine aşar. Basınç değerleri ayrıcalık çok değilse, basıncın çok geldiği
yandaki tabakalar az geldiği yandaki tabakalara doğru eğilir ki, buna “Eğri
Kıvrım” denir. Basınç ayrıcalığı çoğaldıkça, tabalar devrilir “Devrik Kıvrım”,
birbiri üzerine biner “Binmiş Kıvrım”, biri diğeri üzerine aşar “Aşmış Kıvrım (Şaryajlı
Kıvrılma)” biçimleri oluşur.
c-Bükülme (Fleksür):
Katı yer kabuğunun çukurluklarında birikmiş olan tortullar yan basınçlarla
etkilenirse, Herhangi bir yerinden bükülür. Bu olaya bükülme, oluşan şekle
bükülmüş tabakalar (fleksür) ve bükülme sonucu oluşan basamağa bükülme basmağı
denir. Bükülmede tabakalar süreklidir. Tabakalarda kırılma yırtılma olmamıştır.
Basınç etkisi ile tabakaların bir bölümü aşağıda kalmış ve aralarındaki bir
bölüm bükülmüştür. Bir yörede büküklü yapı çok yer tutarsa, buraya büküklü yöre
adı verilir.
Kıvrım bölgelerinde ve kıvrım dağlarında kıvrılma biçimlerinin hepsi bir arada
ve birbirinin içine girmiş olarak bulunur. l. Jeolojik Devirde oluşan
Kaledoniyen, Hersiniyen ve lll. Jeolojik Devirde oluşan Alp-Himalaya
sistemlerine bağlı dağlar, kıvrım dağları olarak oluşmuşlardır. Ancak, zamanımız
kıvrım dağları yalnız Alpin (Alp-Himalaya) oluşumlarına bağlıdır. İleride
görülebileceği gibi, Kaledoniyen ve Hersiniyen oluşumları kıvrım dağları
özelliğini yitirerek, zamanımızın kırık dağları özelliğini kazanmışlardır. Genç
kıvrım dağları olan Alpin sistem oluşumları, yeryüzünde Büyük Okyanus’u
çevreleyecek biçimde ve büyük bir “H” harfi çizerek uzanır.
2.Kırılma Ve Kırık Dağları
Kıvrılma olayı yatay yönde yerkabuğu hareketleri sonucu oluşurken, kırılma olayı
dikey yönlü hareketler sonucu oluşur. Ancak, kırılmanın olabilmesi için dikey
yöndeki hareket yeterli değildir. Bu hareketle etkilenen tabakaların
kıvrılamayacak kadar sert (berk, rijit) olması gereklidir. Eski yerkabuğu
oluşumları bir yandan dış güçlerle aşındırılıp yontukdüz durumuna getirilirken,
bir yandan da tabakaları oluşturan taşlar, başkalaşma gibi etkenlerle,
sertleşir. İşte, yontukdüz durumuna gelmiş ve sertleşmiş tabakalar dikey yönlü
basınçların etkisinde kalınca, daha önce kıvrılıp sertleşerek kıvrılma
özelliğini yitirdiği için, yer yer kırılır, çöker ve yükselir. Bu olaya kırılma
ve kırılma sonucu oluşan dağlara da “Kırık Dağları” denir. Kırılmalarla oluşan
yeryüzü çatlaklarına da “Fay” adı verilir.
Kırılmalarla kırık basamaklarında oluşur. Kırık basamakları da tabakaların bir
bölümü kırık çizgisi boyunca yüksekte kalırken bir bölümü alçakta kalır. Kırk
çizgisi boyunca kayan tabaka bölümlerinin her birine “kırığın kanadı” denir.
Yüksekte kalana “yukarı giden”, alçakta kalana “alta giden” kanat adı verilir.
Kırığın kanatları arasındaki basamak, “kırık basamağıdır”. İki kanat arasındaki
yükseklik ayrıcalığı bir kaç metreden, binlerce metreye kadar olabilir.
Kırılmalara uğramış bir bölgede, kırık çizgileri ya birbirlerine paralel olarak
ya da birbirlerini belirli açılarla kesecek biçimde uzanırlar ve kırık ağları
oluştururlar. Kırık basamaklarında, tabakalar süreksizdir. Kırılma ve
yırtılmalara uğramışlardır. Basamağın yukarı giden yüzeyi, sürtünme etkisi ile,
parlar. Buraya fay aynası denir.
Sertleşmiş yontukdüzler basınçlarla etkilenince, yeryüzü çatlakları boyunca üç
durum oluşur:
a-Basınç etkisinde kalan tabakalar bütünü ile yükselir. Ancak, kimi yari
çok, kimi yeri az yükselir. Kırılma ve kırık basamakları oluşur.
b-Basınç etkisi ile sert tabakalar bütünü ile alçalır. Ancak, kimi yeri
çok, kimi yeri az çöker. Kırılma ve kırık basamakları oluşur.
c-Basınç etkisinde kalan sert tabakaların kimi teri yükselirken, kimi
yeri çöker. Kırılma ve kırık basamakları oluşur.
Her üç durumda da kırıklarla çevrili yükseklikler ve çukurluklar doğar.
Yerkabuğu çatlakları ile çevrili yüksekliklere “Horst”, çukurluklara “Graben
(Çöküntü Hendeği)” adı verilir. Bir kırık bölgesinde ya da kırık dağlarında
horst ve gabenler birbirini izler. Ancak, horst ve grabenler birbirine eşit
genişlikte olabileceği gibi, geniş horstlar dar grabenler ve dar horstlar geniş
grabenler de oluşabilir.
Kırılma olayları genellikle sertleşmiş eski kütleler basınçlara uğrayınca
oluşur. Zamanımızda, yeryüzünün ilk karaları olan kıta çekirdekleri l. Jeolojik
Devrin kaledoniyen ve hersiniyen oluşumları kırılmalara ve kırık dağlarına yer
verirler. Çünkü bu oluşumlar önce kıvrılmışlar, aşınmışlar ve sertleşmişlerdir.
Alpin hareketleri ve tektonik hareketler sırasında yeniden basınç etkisinde
kalınca, yer yer kırılmışlar, yükselmişler ve çökmüşlerdir. Kırk bölgeleri ve
kırılma dağları günümüzde Atlas Okyanusu’nu çevreleyecek biçimde uzanırlar.
Basınç etkisinin çok yeğin olması durumunda genç ve serleşmemiş oluşumlar da
kırılmalara yer verilebilir. Türkiye’nin batısındaki kırık bölgeleri ve Kuzey
Anadolu Çöküntü Hendeği gibi.
2.OVALAR
AKarsular tarafından derin olarak yarılmamış, üzerinde kabarıklar bulunmayan ve
eğimi oldukça az olan düzlüklere “Ova” adı verilir. Bu düzlüklerde akarsular,
genellikle, salınımlar yaparak, yatakları boyunca akarlar. Bafra, Sakarya,
Konya, Büyük Menderes ovaları gibi ovalar, bulundukları yerlere göre, ikiye
ayrılırlar: çukur ovalar, yüksek ovalar.
1-Çukur Ovalar:
Deniz yüzeyinden olan yüksekliği az ovalara, çukur ova denir. Çukur ovalar deniz
kıyıları boyunca uzanırlar. Çukur ovaların denizden yüksekliği en çok 500 m’ye
değin olur. Çukurova, Sakarya, Antalya, Ege Bölgesi ve Harran ovası gibi ovalar,
birer çukur ovadır.
2-Yüksek Ova: Deniz yüzeyinden olan yüksekliği çok ovalara, yüksek ova
denir. Başka bir deyişle, deniz yüzeyinden olan yüksekliği 500 m’den çok ovalar,
yüksek ova adını alır. Bunlar genellikle, iç bölgelerde bulunurlar. Konya,
Doğubeyazıt, Muş ovaları gibi ovalar, yüksek ovadır.
Ovalarda da, diğer yeryüzü şekilleri gibi oluşum bakımından çeşitlilik
gösterirler. Bu özellikler ile dört grupta toplanırlar:
1-Aşıntı (Yontulma) Ovaları: Aşınmalar sonucu oluşmuş ovalardır. Dış
güçler yontukdüz ve kabarıklıkları aşındırarak bu ovaları oluştururlar.
2-Çöküntü Ovaları:
Kırılma olayları sonucu oluşmuş ovalardır. Yerkabuğundaki kırılmalardan sonra
oluşan çöküntü hendekleri, dış güçlerin birikintileri ile dolar ve
düzleştirilirse, çöküntü ovaları oluşur. Batı Anadolu’daki Gediz, Bakırçay,
Küçük ve Büyük Menderes, Hatay’ın Amik ovaları gibi.
3-Birikinti Ovaları:
Dış güçlerin taşıyıp getirdiği birikintilerle oluşmuş ovalardır. Genellikle,
akarsu biriktirmesi ile oluşurlar. Birikinti konileri gibi. Akarsular
taşıdıkları kum, çakıl, kil gibi dağınık Maddeleri hızlarının ya azaldığı ya da
bittiği yerde biriktirerek bu ovaları doğururlar. Buraları genellikle,
yamaçların eteği, akarsuların genişleyen vadi tabanları ve ağızlarına yakın olan
bölümleridir.
4-Alüvyal Ovalar:
Akarsuların taşıdığı alüvyonların, deniz ve göl kıyılarında, sığ yerleri de
dolduracak biçimde biriktirilmesi ile oluşmuş ovalardır. Gel-git genliği az iç
denizlere dökülen akarsular, taşıdıkları sürüntüleri döküldükleri göl ya da
denizin kıyısında biriktirmeğe başlarlar. Zamanla, bu birikinti kıyının sığ
yerlerini de doldurarak geniş düzlükler oluştururlar. Böylece oluşan ovalara,
alüvyal ovalar adı verilir. Çukurova, Çarşamba ovaları gibi.
| |
Son Eklenenler |
|
Rastgele Konu |
|
Anketler |
|
|
|
|
|
Neolsunki.Com neler var ? |
| Neolsunki.Com Sitesi:
Programlar, fıkralar, animasyonlar, görüntüler, oyunlar, komedi,
komik resimler, güncel haberler, bilgiler yemek tarifleri, Rüya
tabirleri, aşk sözleri,çeşitli hikayeler, yeni şarkı sözleri, hazır
msn nickleri, süper msn ifadeleri, yeni oyun hileleri ile ilgili
yardım konuları, bilgisayar yazılım donanım ait bilgiler bedava site
anlatımı yapımı nasıl yapıl cağı hakkında bilgileri
sanatçılara ait resimleri hayatları biyografileri
bulunmaktadır.İletişim için lütfen form bilgilerini doldurunuz
irtibat için
tıkla. |
|
|